Funda Ceyhan

Beni de unutmayın.:)

...................................................................

Kapat

İlk bağımsız Çay Evi, en büyük çay ustası aslen Rikyu adıyla bilinen Sen no Soeki'nin eseridir.Rikyu, 16. yüzyılda Taiko Hideyoşi'nin himayesinde çay törenin gidişatını düzenleyerek sanatı en mükemmel düzeyine kavuşturdu. Çay odasının orantıları ise çok daha önce, 15. yüzyılın ünlü çay ustası Joo tarafından düzenlenmiştir. Başlangıçta Çay Odası sıradan bir salonda paravanlarla ayrılmış bir bölümden ibaretti. Bu yere, bugün hala evin içinde yer alan çay odaları için kullanılan "kakoi" adı verilmişti. Suki-ya ( Çay evi) 5 kişi için tasarlanmış çay odası, servis için gerekli malzemenin yıkanıp hazırlandığı küçük bir oda ( mitsuya), konukların çağrılana kadar bekledikleri bir revam (maşiai) ve revakı çay odasına bağlayan bir patika (roji) dan oluşur. Çay evi öyle mütevazı bir yapıdadır ki, en küçük Japon evlerinden bile daha küçüktür. Tüm bunların, sanatsal, derin bir meditasyonun meyvesi olduğu unutulmamalıdır. ( Okakura Kakuzo/Çay Kitabı)

Top Panel

HOŞ GELDİNİZ ..

 

     Bir kaç satır yazdım sizin için. Feng Shui bahane...

             Hayatınıza dokunmak, kalbinizi ısıtmak, gün ışığında veya bir gece yarısı aranıza sızmak için.

             Biraz şiir, biraz düz yazı, biraz Feng Shui,

              Gönlünüz hangisini tadmak isterse hepsi sizin için..


Funda Ceyhan PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı   
Salı, 11 Kasım 2008 01:05

Funda Ceyhan1970 yılında İzmir ‘de doğmuşum. Küçük yaştaki mecburi şehir değişikliğimiz; Laborant olan Annem ile birlikte , sanatçı babam Rıza Pekkutsal ’ ın meslek hayatının seçimi sonucu İstanbul adına olmuş . Bu sayede geniş, çimenlik bir araziye sahip, iki büyük binanın bahçesinde, arkadaşlarımla , bisiklet ve patenlerimle, mutlu bir çocukluk geçirdim. İstanbul’ un küçük bir aralığına sıkışmış yeşil ve geniş oyun bahçem eski Türk Filmlerinin çekildiği , sakin , zamanın güzel villalarının olduğu sokaklardan ulaşılan, Levent semtindedir.

Artık, üzerinde 300 konutluk site olan bu kocaman arazi , sevimsiz odaları ile mutlu olduğum küçük eski odama bakıyor. Boyumun eskiden yetmediği küçük penceremden şimdi tanımadığım insanlar , daha önce hiç bilmedikleri keyifli bir boşluğu acımasızca kapatmış binalar kütlesine bakıyor. Ben ise zaman zaman bu güzelliği rüyamda görüyorum. Şimdiye bakarsak , şu an başka bir ailenin yaşadığı çocukluğumun dairesinde kurduğum hayaller, bugün nihayet gerçek oldu. Umuyordum ancak ümitli değildim. Çocukluk işte… Sürekli yazı yazabildiğim ve ruhumu akıtacağım, başkalarının ruhunu onaracak birşeylerle uğraşacağımı biliyordum. Bu kelimelerle olmasa da biliyordum.

Annemin Singer dikiş makinasının tekerlekli masasını yatağımın önüne çeker ve makinayı kapağın içine gizledikten sonra kazandığım düz alanın üzerinde , kullanılmış kağıtlar üzerine bir şeyler yazar gibi yapar, kendi kendime mırıldanırdım. Tek çocuk olmanın getirdiği yalnızlığımı , hayallerim ile süsleyerek mutlu olmaya çalışıyordum. Babamın evde, düzenli olarak eserlerini yazıyor olması, kendisinin yazdığı masalları dinleyerek büyümem, hayal gücümü erken şekillendirdi…Bir kavun tarlasını hayal etmektense , babamın hikayeleri sayesinde kavunun içinden gidilen tarlalara uzandım….Hayatın bant kayıtlarındaki yüzü bana okültizmin kapılarını açtı. Gördüğümün dışında bir gerçekliğin peşine düştüm. Doğal yollardan insanları iyileştirebilen ellerim , bioenerji denen bir güzellikle tanıştı ve oda yolunu Reiki öğretmenliğine kadar getirdi. Ancak hemen söylemeliyim ki, para karşılığı yapanlardan değilim…

Üniversiteye gelene kadar ki 17 yıllık yaşamıma bakarsak, bir iki okul değişikliği ile birlikte, zaman zaman sebepsiz hastahane yolculuklarımı saymazsak genel olarak olumlu geçmiştir. Üniversiteye ise geç girdim. 1987 yılında ki lise mezuniyetimden sonra 1987, 1988 yıllarında 1989 ’da ki ‘Mimar Sinan Üniversitesi’nde İç mimarlık bölümüne girene kadar Kolaj ustası ve karikatürist Sayın ‘Öznur Kalender’ beyefendinin yanında sanatsal yeteneklerimi su yüzüne çıkarmaya çalıştım. O zaman sayın Nuri Kurtcebe ve Cemal Dündar ile birlikte aynı havayı solumanın ayrıcalığını yaşama fırsatı da buldum. Öznür Kalender ile birlikte kurulmuş diyaloğum , beni katkıları ile yalnız bırakmayan bir dostluğa dönüştü.Hala, onun yeni yeşeren yaşamıma toprak olmasında ki bu kocaman çabaya çok büyük saygı duyuyorum. Ve hala dostum olmasına…

Düşünmeyi ve sözlerin ve görünenin ardındaki güzellikleri yakalamayı hep sevdim. Gizlide kalanın peşine düşmeyi de…Bu yüzden Feng Shui ‘ yi de çok seviyorum. Bilgisiz kaldığım dönemler en mutsuz günlerim olmuştur. Kitapsız günlerim en yalnız günlerim. Okültizmin bütün dalları ile ilgilenip pek çok hem pek çok kitap okudum. Spritüel beklentilerimi dönüştürüp, materyallerin ruhunu anlamaya çalışarak madde ile düş dünyasını birleştirmeye çalıştım.Bolca yazı yazdım. Çizimler yaptım. Ellerim hep bir şeylerin tarifini aradı. İç mimarlık düş dünyamı şekillendirmenin harika bir aracısı oldu. Şu an ki hayatımın eğitim temelini oluşturan İç mimarlık bilgimi tüm bunların yanı sıra tabii ki yaşamın farklı bir rengi olan engelli olmak bilinci ile bütünleştirdim. Feng Shui ‘ yi tamamen uygulamadan önce yalnızca İç Mimarlığı yaptığım dönemlerde , önceliği engelli mimarisine verdim. Pek çok kişinin yaşamından şikayet ettiğini gördüğüm kendi yaşamımda, bu hayatı anlamlı kılan şeylerin insanların ta kendisinin olduğunu görmekten onun sayesinde hep keyif aldım. İnsanlar dedikleri , ve açılımının sonu gelmeyen bu büyüklüğe saygı duyarak insanın ne olduğunu araştırdım. Ve onların yaşamlarını daha değerli kılacak şeyler için mücadele ettim. Ettikçe bunları hakkettiklerini de gördüm.Engelli mimarisi ile ilgili detayları televizyon ve yazılı basında, bir süre anlatmaya çalıştım.

Pek çok televizyon programında bulundum. Şimdi ise fiili olarak Feng Shui ‘ nin yaşamı dengeleyici desteğini de buna kattık. Ve her geçen gün biraz daha daha iyi nasıl olabilirim diye onunla birlikte çalışmaktayım. Doğumumdan şu ana kadar geçen sürede yaşamı dönüştürmenin gücünün nasılda elimizde olduğunu ve tüm attığımız tohumların nasılda karşımıza besin olarak çıktığını gördüm. Dönüştürmenin gücünü kullandım. Feng Shui ’ yi yaşamları dönüştürmek için sihirli değneğim yaptım…Engelli Mimarisi ile ilgili çalışmalarım mekanın farklı bir yönününde su yüzüne çıkması gerektiğini gösterdi. Bu mekanın enerjileri idi….Feng Shui ‘ nin temel aldığı gerçeklere ulaştım ve enerjilerin insan yaşamındaki yerleşik düzenlerini sorguladım. Tasarımlarım ile Feng Shui artık hep birlikteler.

Tüm yaşamın Astrolojik bir temeli olduğuna olan inancım , Eşim ile kurduğumuz yaşam mücadelesinin ve dostlarımın, yaratıcılık serüvenimin harika bir destekçisi oldu. Yaratmayı başardığımız mutluluktan dolayı biraya gelmek fiilini herkesin yaşamına bulaştırmaya çalıştık. Feng Shui ‘ ye kulak verip, yürek kabarttıkça, mesleğimin ne derece eksik öğretildiğini ,yaşamlar değil, boş mekanları tasarlamanın peşinde olduklarını duymak zorunda kaldım.

İç Mimarlığı ruhu yokmuş gibi anlatarak hayatını sürdüren insanlara karşı çıkarak , yaşamımdaki bu negatif durumu besine dönüştürdüm. Hayatlarımızın görünenlerin ardındaki büyük sistemden haberdar olmadan, üstelik bizlerin kılavuzu olarak Feng Shui ve Astroloji var iken , onları bilmeden tükenmesine izin veremezdim.

Biliyorum ki son derece küçük çabalarla alınabilecek bu destekler bütün yaşamımızı dönüştürebilir. Küçük bir kanat çırpışın, dünyanın öbür ucunda fırtınaya dönüştüğüne inanarak, hala mücadele ediyorum.

Kalp kırıklıklarını unutun, Başlığını sizin atacağınız sayfaların sahibi olun, Hayatınızı istediğiniz yola çevirin, Unutmayınız ki seçimleriniz sizin yaşlılığınızda bastonunuz olacaktır.!

Önce yaptıklarınızdan ve size olanlardan dolayı kendinizi affetmenin güzelliği ile yaşamın sizin için yapacaklarına bir şans tanıyın, Başkalarını affetmek için kendi yolunuzdan çekilin, Zaman ve mekanın sizin dostunuz olması için yapmanız gereken tek şey , hayatın enerjilerinin yollarına şöyle bir bakmaktir. Yaratılmış olan her şey gizlide olanın ispatıdır. Onlara bakmayı bilirseniz, gizemi yakalarsınız.

Görünmeyeni uzaklarda aramayın, Sizin varlığınız ve tanıklığınız , onun varlığının ispatıdır.

Neye ve nasıl inanırsanız inanın size anlatacaklarım ile Feng Shui ‘ ye gerçek anlamıyla bir fırsat tanıyacaksınız. Feng Shui , hayatlarımızı kolaylaştırmanın gizemli yolu…O yalnızca eşlikçi bir dosttur.. Ve Dinlemeniz yeterlidir. Böylece kendinizi de tanıyacaksınız… Beni de…

Yazı ve Feng Shui hayatımın temellerini attığım o günlerdeki Funda ‘ ya ve ona destek olan ve olmayan herkese minnet duyuyorum. Yanımda olmayanlar bile benim için bilmeden çok şey yapmış oldular. Şimdiden ulaşabildiğim ve ulaşamadığım herkesin ruhunun büyük güzellikler ile ışıldamasını ve dünyayı değiştirebilecekleri bir dünya yaratmalarını dilerim. Güzellikler sizinle olsun…

İçmimar ve Feng Shui uzmanı Funda Ceyhan
Geridönüş(0)
Yorumlar (1)Add Comment
0
inadına çocukluk yıları...
yazar mine dev, Ekim 25, 2009
o içimizdeki çocuklukğumuz yaşamasaydı eğer,bu gün bir kıırntı mutlu oluyorsak tek sebe bi budur...içiniizn yanlız içinizin mimarı olmak gibi bir şey olsa gerek...

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
Son Güncelleme ( Cuma, 09 Nisan 2010 18:50 )
 
Fare ------- Yaban Öküzü ------- Kaplan ------- Ejderha ------- Tavşan/Kedi ------- Yılan ------- At ------- Koyun ------- Maymun ------- Horoz ------- Köpek ------- Domuz

Feng Shui Bilgeliği

Gücün kaynağı senin içinde. Dış etkenler zaman zaman engel olsa da, en doğru hareket içindeki sese kulak vermektedir;içsel güce...Kaynağın özü herkeste gizli olmasına karşın, yine de kullanmayı öğrenebilir insan. Bu gerçekleştiğinde, içimizdeki güç, hızlı salınımlarla bir pınar gibi bedenin merkezine doğru akmaya başlar... Fiziksel anlamda sana güç verir, seni besler. Hünerleri saymakla bitmez. Sana sundukları arasında; hiç kimsenin sırrına ermediği gizil güçlerden tutun da yalın bir içi huzura ulaşmanın yollarına değin bir dizi şey yer alır. Tüm bunlar enerjini nasıl yönlendirmeyi seçtiğine bağlıdır.....(Deng Ming Dao)