Funda Ceyhan

Beni de unutmayın.:)

...................................................................

Kapat

İlk bağımsız Çay Evi, en büyük çay ustası aslen Rikyu adıyla bilinen Sen no Soeki'nin eseridir.Rikyu, 16. yüzyılda Taiko Hideyoşi'nin himayesinde çay törenin gidişatını düzenleyerek sanatı en mükemmel düzeyine kavuşturdu. Çay odasının orantıları ise çok daha önce, 15. yüzyılın ünlü çay ustası Joo tarafından düzenlenmiştir. Başlangıçta Çay Odası sıradan bir salonda paravanlarla ayrılmış bir bölümden ibaretti. Bu yere, bugün hala evin içinde yer alan çay odaları için kullanılan "kakoi" adı verilmişti. Suki-ya ( Çay evi) 5 kişi için tasarlanmış çay odası, servis için gerekli malzemenin yıkanıp hazırlandığı küçük bir oda ( mitsuya), konukların çağrılana kadar bekledikleri bir revam (maşiai) ve revakı çay odasına bağlayan bir patika (roji) dan oluşur. Çay evi öyle mütevazı bir yapıdadır ki, en küçük Japon evlerinden bile daha küçüktür. Tüm bunların, sanatsal, derin bir meditasyonun meyvesi olduğu unutulmamalıdır. ( Okakura Kakuzo/Çay Kitabı)

Top Panel

HOŞ GELDİNİZ ..

 

     Bir kaç satır yazdım sizin için. Feng Shui bahane...

             Hayatınıza dokunmak, kalbinizi ısıtmak, gün ışığında veya bir gece yarısı aranıza sızmak için.

             Biraz şiir, biraz düz yazı, biraz Feng Shui,

              Gönlünüz hangisini tadmak isterse hepsi sizin için..


16 Eylül / Meryem Ana PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Administrator tarafından yazıldı   
Perşembe, 17 Eylül 2009 22:37

Ege’nin, insanı hep yanında isteyen kıyıları vardır. Kıskançtır, hep ilgi bekler. Bu davetlere direnmeniz zordur.  Taş kalpliler bile yenik düşer Ege’ye..Bu durumda hemen Ardıç’ın İzmir’e 80 km uzaklıktaki mesafelerini virajlar ile kat edip Çeşme otobanına çıkarsınız ve benim gibi Selçuk Meryem Ana’nın kollarına doğru yola koyulursunuz.

Günlerden 16 Eylül. Meryem Ana beni çağırıyor. Her yıl olduğu gibi bu yılda onun sıcacık yuvasına doğru gitme şansım oldu. Ne şanslıyım ben..

Meryem Ana’nın şimdinin Selçuk’unu neden seçtiğini ona sormak isterdim. Aslında ona sormak istediğim çok şey var. Keşke…..!....... Neyse…

Pek çok dilek, pek çok soru işareti ve pek çok fikir ile gittim oraya. Ona anlatmak istediğim çok şey vardı. Etrafta yapılan ayinlerin insanın içini cız ettiren ilahileri ile çam ağaçlarının büyüleyici gölgeleri arasında evine doğru çıkan yolda yavaş yavaş, içime sindire sindire yürüdüm.

 

Dünyada pek az yer, enerji alanı olarak gerçekten adına yakıştırılanları hak eder. Böyle yerlerde hangi din veya milletten olduğunuz değil, kim olduğunuz ve kime doğru gitmekte olduğunuz önemlidir. Sadece siz ve ziyaret etmekte olduğunuzun yüce gönlü bir araya gelir. Bu buluşmanın sağladığı yüksek enerji dünyayı değiştirmek için gerekli yüce bir niyeti, olağanüstü bir enerjiyi harekete geçirir. Yıllardır her yıl ama her yıl, mutlaka bir kez ziyarete giderim. Her yıl bıkmadan usanmadan beni dinler ve her seferinde tüm dileklerim bir yıla yayılan zaman içerisinde ve tam da olması gereken zamanlarda gerçekleşir. Nedenini sadece “O” biliyor…

Bu yıl da ziyarete gittim. Evinin kapısının dışında oturdum. İnsanları bir süre izledikten sonra gözlerimi kapatıp derin bir tefekküre daldım. Bu anaların anasına kalben yanaştım, aklımla ve ruhum ile temas etmeye çalıştım. Onun yarattığı güzelim enerjilere uzanmaya ve biraz olsun feyz almaya çaba sarf ettim. Aşağıda beni bekleyenleri bıraktığımda saat 13:30 civarı idi. Bunu söylüyorum çünkü zaman kayması türünden yaşadığım bir kayboluştan sonra aşağıya indiğimde saat 16:00 idi. Bekleyenler köpürme aşamasına gelmiş,fakat saygılarından gelip bana tek kelime etmemişlerdi. Eh bir dilek de ne kadar uzun sürebilir ki…

Anlatayım…

Evin karşısında otururken, yanımdakilerin bu dünyaya ait olan yüksek sesli konuşmalarının giderek iç dünyamı baskılaması ile yerimi terk etmem gerektiğini anladım. Akın akın gelen turist kafilelerinin bir aralığında evin içine girdim. Çantamdaki bozuk paralardan 4 adet Türk Lirasını bağış kutusuna attıktan sonra 4 adet mum aldım. Onları avucuma aldıktan sonra Meryem Ana’nın evinin içinde bulunan heykelinin karşısında durup, sadece onun varlığının vaktiyle yaratmış olduğu büyük güzellikleri düşünerek dalıp gittim. Bulunduğum yerde nasıl olduğunu bilmediğim bir şekilde gözlerimi açtığımda saat 16:00 ‘ ya geliyordu. O kadar zaman hiç düşmeden, sendelemeden, kıpırdamadan, tamamen kendimi kaybetmeden 2 saat boyunca kalmıştım.  

Ve daha mistik deneyimler bitmemişti.

Diğer kapıdan çıktıktan sonra, mumlar için ayrılmış olan yere söz verdiğim 3 kişi için de dahil olmak üzere toplamda 4 mum’u gereken yerlere yerleştirdikten sonra, kaynak suyuna doğru giden merdivenlere yöneldim. Çeşmeden 3 yudum su içtikten sonra, çeşmenin karşısına geçip bir süre daha oturdum ve çam ağaçlarının alçakgönüllü heybetini, gölge ile güneşin tatlı arkadaşlığının tadında izledim. Ne muhteşem bir yer…!

Tam hareket etmek üzereydim ki, dileklerini yazarak vermiş olanların duvarı kaplamış kağıt selini gördüm. Bugüne kadar hiç yazmamıştım. Bu kez ben de yazmak istedim. Yanımdaki çizgili not defterini rastgele açtım. Sayfalardan birine yazılarımı yazdıktan sonra diğer isteklerin arasına yerleştirdim. Sonrasında onlarca, yüzlerce insanın arasında dünya hayatının eve dönüşe çağıran sesine doğru yola koyuldum.

Bugün 17 Eylül.  Mordoğan’ da akşam çorbamızı içtikten sonra sohbet ediyoruz. Sohbet için not tutmak istiyorum. Konu Meryem Ana, onun çileli yolculuğu, geçmiş, dinler, derken defterimi açıyorum. Bir sayfaya onun hakkında konuştuklarımız ile ilgili notlarımı alıyorum. Yazdığım defteri bir kitapevinden yüklüce bir meblağ ödedikten sonra almıştım. Amacım, hiçbir sayfanın kolayca dağılıp kopmaması idi. Sonra çayıma uzanıyorum. Gönlüm rahat. Rüzgar var ama masada her şey yerli yerinde kalacak biliyorum. İp ile dikilmiş ve gerçekten kopması mümkün olmayan bu sayfalardan birine yazıyorum Meryem Ana’yı… Sonra bir sayfa kopuyor sohbet sırasında hem de rüzgarla… Şaşkın bir şekilde sayfanın peşine koşuyorum. Sayfayı denize uçmadan yakalıyorum, çeviriyorum ve Meryem ana için yazdıklarımı görüyorum. Diğer yarısı onun duvarında duruyor. Öteki yarısına koşuyor sanki…

Dileklerimden ve onunla sohbetimden dolayı ben ne demek istediğini biliyorum.

 

Yola çıkın sevgili dostlarım.

Her kim dinleyecek bir dost gibi beklerse sizi bir köşede,

Koşarak gidin ona.

Sureti olmasa da…

 

Tenler illüzyon,

Suretler geçici,

Ruhlar ve semada bir hoş sohbet kalıcı,

Durmaz, sonsuza kadar çınlar durur duymasını bilenlere…

 

Yola çıkın,

Yolun ucunda siz olun, yolun başında siz olun,

Yolun hediyesi siz olun kendinize..

 

Bazen bir Meryemin kollarında bekler yaratıcı,

Bazen akan bir su’da…

Yaratıcı kendi yarattıklarında sergiler kendini..

 

Suretlere tahammül de sadece ondandır..

 

Işığınız bol, yolunuz açık olsun..

Sadece Funda

 

 

 

Geridönüş(0)
Yorumlar (4)Add Comment
0
Meryem ana ve Selçukla ilgili hissettiklerin,z o kadar yakın geldiki bende ne kadar özlemişim anlatımızıla kendimi orda hissettim,süper yorumlarınız çok teşekkürler
yazar Aylin , Austos 18, 2010
Sayenizde o anı yaşadım
0
...
yazar NUR BİLGEZ ÜLGENALP, Austos 17, 2010
smilies/kiss.gif
CANIM FUNDACIM,
YÜREĞİNE VE BEYNİNE SAĞLIK ! HAZIR ORADASIN, BENCE YİNE BİR ZİYARET ET.

SEVGİLERLE
NURLU NUR :-))
0
...
yazar NUR BİLGEZ ÜLGENALP, Austos 17, 2010
smilies/kiss.gif
CANIM FUNDACIM,
YÜREĞİNE VE BEYNİNE SAĞLIK ! HAZIR ORADASIN, BENCE YİNE BİR ZİYARET ET.

SEVGİLERLE
NURLU NUR :-))
0
...
yazar NUR BİLGEZ ÜLGENALP, Austos 17, 2010
smilies/kiss.gif

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
Son Güncelleme ( Perşembe, 24 Eylül 2009 00:53 )
 
Fare ------- Yaban Öküzü ------- Kaplan ------- Ejderha ------- Tavşan/Kedi ------- Yılan ------- At ------- Koyun ------- Maymun ------- Horoz ------- Köpek ------- Domuz

Feng Shui Bilgeliği

Gücün kaynağı senin içinde. Dış etkenler zaman zaman engel olsa da, en doğru hareket içindeki sese kulak vermektedir;içsel güce...Kaynağın özü herkeste gizli olmasına karşın, yine de kullanmayı öğrenebilir insan. Bu gerçekleştiğinde, içimizdeki güç, hızlı salınımlarla bir pınar gibi bedenin merkezine doğru akmaya başlar... Fiziksel anlamda sana güç verir, seni besler. Hünerleri saymakla bitmez. Sana sundukları arasında; hiç kimsenin sırrına ermediği gizil güçlerden tutun da yalın bir içi huzura ulaşmanın yollarına değin bir dizi şey yer alır. Tüm bunlar enerjini nasıl yönlendirmeyi seçtiğine bağlıdır.....(Deng Ming Dao)