Funda Ceyhan

Beni de unutmayın.:)

...................................................................

Kapat

İlk bağımsız Çay Evi, en büyük çay ustası aslen Rikyu adıyla bilinen Sen no Soeki'nin eseridir.Rikyu, 16. yüzyılda Taiko Hideyoşi'nin himayesinde çay törenin gidişatını düzenleyerek sanatı en mükemmel düzeyine kavuşturdu. Çay odasının orantıları ise çok daha önce, 15. yüzyılın ünlü çay ustası Joo tarafından düzenlenmiştir. Başlangıçta Çay Odası sıradan bir salonda paravanlarla ayrılmış bir bölümden ibaretti. Bu yere, bugün hala evin içinde yer alan çay odaları için kullanılan "kakoi" adı verilmişti. Suki-ya ( Çay evi) 5 kişi için tasarlanmış çay odası, servis için gerekli malzemenin yıkanıp hazırlandığı küçük bir oda ( mitsuya), konukların çağrılana kadar bekledikleri bir revam (maşiai) ve revakı çay odasına bağlayan bir patika (roji) dan oluşur. Çay evi öyle mütevazı bir yapıdadır ki, en küçük Japon evlerinden bile daha küçüktür. Tüm bunların, sanatsal, derin bir meditasyonun meyvesi olduğu unutulmamalıdır. ( Okakura Kakuzo/Çay Kitabı)

Top Panel

HOŞ GELDİNİZ ..

 

     Bir kaç satır yazdım sizin için. Feng Shui bahane...

             Hayatınıza dokunmak, kalbinizi ısıtmak, gün ışığında veya bir gece yarısı aranıza sızmak için.

             Biraz şiir, biraz düz yazı, biraz Feng Shui,

              Gönlünüz hangisini tadmak isterse hepsi sizin için..


27 Eylül / Sonbaharda Haz ! PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Administrator tarafından yazıldı   
Pazar, 27 Eylül 2009 08:52

Sonbaharda HazKışın kokusu yavaş yavaş bizi sarmaya başladı. Mevsim sokakların rengini değiştiriyor. Biz de için için değişime kapılıyoruz. Gözlerimiz yaz mevsiminde maviler ve yeşiller ile bayram etti. Pek azımız tatile gidemedi diye düşünüyorum. Yaşadığı şehre kendini bağlayan değişmez zorunlulukları olanlar hariç, pek çok kişi tatil için fırsat buldu. Az ya da çok denizin mavisini, çimenin yeşilini gördük,ruhumuzu dinlendirecek zamanlar bulduk.

Şimdi yaşadığımız şehre döndük. Evlerimiz huysuz ve kıskanç bir çocuk gibi ilgi bekliyor. El değmemiş köşeler var. Yatakları serin gösteren mavilerin artık kırmızılara,turunculara yerini bırakma zamanı geldi. Tüm yaz açık olan pencereler serinlik yüzünden artık biraz daha kapalı kalıyor. Çabuk üşüyenlerden bazılarının varsa klimalarını azar azar sıcağa çevirdiğini duyuyorum.

Yazın bırakılıp, kışın dönülen her evin bir hikayesi var. O hikaye sizinle yazılır. Hikayeye ne kadar katıldığınıza bağlı olarak eviniz şenlenir veya solar gider. Gelecek hakkında sık sık düşünürüz, ne kadar anı yaşamaya çalışsak da, dolaştığımız odalarda gelecek rüzgarları eser. Zihnimiz hep bir sonraki aşamaya meyleder. Evin içinde gelecek hayalleriniz dolaşır.

Bugünlerde Elif Şafak’ın “ Aşk “ isimli romanını okuyorum. Cümlelerin içinde süzülüp giderken, yaşanmışlıkların ve yaşanması arzu edilmişliklerin, zihnin en derin köşelerinde saklı kalmışların nefes almak için yüzeye çıkmalarına kapılıp gitmemek mümkün değil. Herkes haklı hikayesinde. Herkesin bir yolu var. ( Lütfen "Devamını Oku" ya tıklayınız )

Herkes bir şeyler seçip, bu seçimlerin üzerinde hayat kuruyor. Bazen sarsılıyoruz, bazen dimdik ve hiç sarsılmadan yola devam ediyoruz. Peki bu yolculuk için siz hangi odalarda dolaşıyorsunuz. Kitabın iki satır söz arası mutfağa koşup kendinize bir şeyler hazırlıyorsunuz. Orası “sizin ! “ mutfağınız. 3-5 sayfa arası telefon çalıyor, evinizdeki telefona uzanıyorsunuz. O telefon nerede ? 20-30 sayfa sonra sayfalar geçici olarak kapanıyor, geçmişi geleceği düşünüyorsunuz. Bunu düşünürken nerede oturuyorsunuz? Kendinize gelip yeniden sayfaları çevirdiğiniz zaman yanınızda şöyle çikolata kokulu bir kahve çekiyor canınız ve mutfağa koşuyorsunuz. Fincanınız ne renk ? Okuduklarınızı paylaşmak, biraz dertleşmek ve biraz da iç dökmek için laptop’ınızın başına gidiyorsunuz. Çalışma masanız nerede?

Başkalarının yaşanmışlıkları her zaman kitaplarda değil, her zaman her an çevremizdeler. Otobüste, bir kitapçıda, bir vapurda, şehirlerarası bir yolda yemek yediğiniz yerde, iş yerinizde, yaşadığınız sokakta, varsa işiniz gereği size danışmanlığa gelen insanların hayatlarının içinde… Ama mutlaka bir yerde kendinden bahseden insanlar var. Hepsi için kendileri çok önemli. Bazıları için başkaları daha önemli. Ama hepsi dönüp dolaşıp sizin zihninize hücum ediyor. Bazen yüreğinize. İster bir kitapta yazsın, ister çevrenizde onlara dokunacak kadar yakın olun tüm hikayeler sizin mabedinizde gerçekleşiyor. Hikayeleri alıp evinize götürüyorsunuz. Kapınızı açıyorsunuz, her zamanki koltuğunuza oturuyor, her zamanki kupanız ile çayınızı içiyor, her zamanki yatağınızda uykuya dalmaya çalışıyorsunuz. Bu aralarda bir yerde hikayeler uçuşuyor zihninizde.

Şimdi sonbaharda, kışa girerken Feng Shui’nin ılık rüzgarını açıp sizin girdiğiniz kapıdan içeri davet etmek gerekli. Evinizin sizi başka ve daha şefkatle, ilgi ile karşılaması için ona yardım edin. Bu sayede kendinize de yardım edeceksiniz.

Bugünü, geçmişi ve geleceği büyük bir güç ile karşılamak, onu mutluluk dolu anlara çevirmek, sevince yaklaşmak ve gönlü iyileştirip, aklı büyütmek, farkındalıkla yeni yollara çıkabilmek ve huzur içinde iki çift kelamı bir araya getirebilmek için huzurlu bir mabed gerekli.

Sözlere sığmayan şeyleri eşyalar ve renkler ile gerçekleştirelim mi?. Evinize soğukluk getiren renkleri dolaplara kaldırın. Mavi,gri, kahverengi gibi renkleriniz var ise, yakınlarına turuncu, kırmızı, bordo, sarı, yeşil gibi renkleri getirin. Bunlar için aksesuarları, resimleri, örtüleri kullanın. Aydınlatma elamanlarınızın başlıklarını değiştirin, evinize mumlar alın. Eve ve kendinize müzik dinletin, mevsim çiçeklerini evinize çağırın.Güzel kokulu çay ve kahveler ikram edin kendinize, yeni kurabiyeler yapın ve bunları kendinize yeni fincanlarınız ile hediye edin. Eğer evinizde mutsuz ve bezginlik veren konusu olan bir resim varsa, bırakın artık onları. Yerine mutluluk veren resimleri alın. İma’ ların ne çok şey değiştirebileceğini unutmayın.

Ne olursa olsun, hayatınızdaki sorunun boyutu ne olursa olsun, sadece insan olmanız ile pek çok şey hak ettiğinizi unutmayın. Bazı insanlar sizi istediklerinize layık görmeyebilir. Çıkın ve kabuğunuzdan kendinize dışarıdan bakın. Söyledikleri gibi olmadığını ve “ben değeri” nizin gücünün sizin elinizde olduğunu göreceksiniz.

İnanmıyor musunuz ?

Yüksek söyle söyleyin kendinize. Aklınızın içinde dönüp duran fikirler ile mücadele etmeyin. Söyleyin, kendi sesinizi duyun. Yazın, itiraf edin. Değişim için ilk adımı siz atmak zorundasınız. Başkalarının sizin için bir şey yapmasını beklemeyin. Bunu yapmaları için bazen bir ömür beklemeniz gerekebilir. Sizin için yapacaklarını iddia ettikleri çok şeyler olabilir, ya da bunlardan hiç birini söylemeyebilirler. Ancak duymaya ihtiyacınız vardır. Konuşmaları ve sizinle paylaşmaları için ne kadar bekleyeceksiniz.

Pek çoğunuz hayatınızı birileri için feda ediyorsunuz. Kiminiz anneniz, kiminiz babanız, kiminiz çocuğunuz, kiminiz eşiniz için. Ne yaşıyorsanız çoğunuz bunu seçtiniz. Şimdi ben size sadece yeniden seçme şansınız olduğunu hatırlatıyorum. Pek çok Feng Shui uzmanının aksine, dekoratif öneriler verebilirim. Bunu yaptığımız yazılarımız da bol. Ancak bunları neden, kim için yaptığınızı hem ben, hem de Feng Shui daha fazla önemsiyoruz.

Evinizi yeniden düzenlerken, aşağıdaki başlıklara önem verin. Bunların neresindesiniz. Hangilerine daha çok kapılıp gidiyorsunuz.  Unutmayınız, eğer haz duygunuz yüksek ise, çevrenizi, kendinizi ve geleceğinizi şekillendirmeyi hızlandırır ve heyecanla telaşla yaşarsınız, ancak yaşamınızda bir elem varsa, bu kez yavaşlarsınız. Bir kederiniz varsa yaşamsal etkinlikleriniz yavaşlar ve azalır. Hatta eylemsizliğe doğru gidebilir.

Kendiniz için bir şey yapmaya üşeniyorsanız ve uzun süredir bu durumda iseniz siz de haz duygusunu harekete geçirmek gerekli demektir. Haz duygunuzu harekete geçirecek önemli bazen majör, bazen minör etkiler veren değerlerden biri renklerdir. Öyleyse haz veren renkleri hayatınıza katın. Evinizde hayatı sonbahar gibi yaşamayın. Yaşamın kahverengi ve gri alanlarından uzaklaşın. Aydınlığa çıkarın kendinizi. Size sevdiğinizi ve sevildiğiniz hissettiren yazılar okuyun. Bazı sözleri yazarak karşınıza koyun. Bu yazıları evin çeşitli köşelerine yayın.

Güvenlik duygunuz, saygınlığınız, yeteneklerinizi gerçekleştirme gücünüz, duygusal doygunluğunuz, sınırlarınız, ihtiyaçlarınız, mizacınız, heyecanlarınız, kendinizi kabul ediş şekliniz, hayata gönderdiğiniz sinyalleri bir tartın. Sonra evinize dönüp bakın, siz evinizde bunu kendiniz için ne kadar başarabilmişsiniz.

Sevgiler

Funda :)

Geridönüş(0)
Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
Son Güncelleme ( Pazartesi, 05 Ekim 2009 20:59 )
 
Fare ------- Yaban Öküzü ------- Kaplan ------- Ejderha ------- Tavşan/Kedi ------- Yılan ------- At ------- Koyun ------- Maymun ------- Horoz ------- Köpek ------- Domuz

Feng Shui Bilgeliği

Suyun gözler önünde ve bulunması kolay olduğunu -tıpkı yağmur, akarsular, göller ve dalga köpüğünde olduğu gibi- düşünürüz, ama su, gizemli bir elementtir; çok büyük bir miktaürı saklıdır. Pınarlar, yeraltında birikmiş sulardan doğarlar. Dünyanın yeraltı su stokları muazzamdır. Uzmanlar, ayaklarımızın altında sekiz milyon kilometreküp suyun çalkalandığını tahmin etmektedirler. Bu rakam, dünyadaki bütün tatlı su gölleri ile akarsuların toplamından altmış kat fazladır... ( Rebecca Rupp / Dört Element )