Funda Ceyhan

Beni de unutmayın.:)

...................................................................

Kapat

İlk bağımsız Çay Evi, en büyük çay ustası aslen Rikyu adıyla bilinen Sen no Soeki'nin eseridir.Rikyu, 16. yüzyılda Taiko Hideyoşi'nin himayesinde çay törenin gidişatını düzenleyerek sanatı en mükemmel düzeyine kavuşturdu. Çay odasının orantıları ise çok daha önce, 15. yüzyılın ünlü çay ustası Joo tarafından düzenlenmiştir. Başlangıçta Çay Odası sıradan bir salonda paravanlarla ayrılmış bir bölümden ibaretti. Bu yere, bugün hala evin içinde yer alan çay odaları için kullanılan "kakoi" adı verilmişti. Suki-ya ( Çay evi) 5 kişi için tasarlanmış çay odası, servis için gerekli malzemenin yıkanıp hazırlandığı küçük bir oda ( mitsuya), konukların çağrılana kadar bekledikleri bir revam (maşiai) ve revakı çay odasına bağlayan bir patika (roji) dan oluşur. Çay evi öyle mütevazı bir yapıdadır ki, en küçük Japon evlerinden bile daha küçüktür. Tüm bunların, sanatsal, derin bir meditasyonun meyvesi olduğu unutulmamalıdır. ( Okakura Kakuzo/Çay Kitabı)

Top Panel

HOŞ GELDİNİZ ..

 

     Bir kaç satır yazdım sizin için. Feng Shui bahane...

             Hayatınıza dokunmak, kalbinizi ısıtmak, gün ışığında veya bir gece yarısı aranıza sızmak için.

             Biraz şiir, biraz düz yazı, biraz Feng Shui,

              Gönlünüz hangisini tadmak isterse hepsi sizin için..


Başkaları söylediğinde gerçek olan hayatlar… PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Administrator tarafından yazıldı   
Salı, 29 Eylül 2009 00:32

Eşik BekçileriBatı’nın üzerimizde yarattığı kendimizden beklememiz gerekenlere dair kişisel yanılsamalar, Doğu’nun, adeta ve sadece Batı’nın bozmuş olduklarına dair edindiği takıntı ile düzeltmeye dair öne sürdüğü içsel yollar, her ikisini de harmanlayıp yaşam yolculuğunda kahramana doğru yolu göstermek için sahip olduğu yaşamı insanlar için harcamış insanların, Freud’un, Jung’un, Adler’ın Joseph Campbell’ın, Mircae Eliade’nin, Ernst H. Gombrich’in açtıkları yolu fark edip, kişisel menkıbesinin peşine düşmüş farkındalıklı gerçek insan…

Geçmişin bilgelerinin sadece kendilerine değil, zamanlarının nesline ve sonraki gelecek nesillere ettikleri iki çift lafı görmezden gelip geçecek miyiz ?

Bakın Joseph Campell “ Kahramanın Sonsuz Yolculuğu “ adlı kitabında ne diyor ; “ Kahraman, kaderinin ona rehber ve yardımcı olan kişileştirmeleriyle birlikte macerasında, aşırı güç bölgesinin girişindeki “eşik muhafızı” na gelinceye dek ilerler. Bu tür muhafızlar, kahramanın şu anki alanı  ya da yaşam ufkunun sınırlarını belirterek dünyayı dört yönde-ayrıca aşağıda ve yukarıda- sınırlar. Onların ardında karanlık, bilinmeyen, tehlike vardır; aile gözetiminin ötesinde çocuk için tehlike olması ve toplumunun koruması olmadan kabilenin üyesinin tehlikeye düşmesi gibi. Sıradan insan belirli sınırlar içinde kalmakla tatmin olmakla yetinmeyip bundan gurur da duyar ve yaygın inançlar keşfedilmemiş olana atılan ilk adımdan ürkmek için ona her türlü nedeni verir. Bu yüzden Kolomb’un gözüpek gemilerinde- kozmosu kendi kuyruğunu ısıran sonsuz bir mitolojik yılan gibi çevreleyen olumsuz varlığın sınırsız okyanusunda yol alarak-ortaçağ zihninin ufkunu aşan denizcilerinin çocuklar gibi kandırılıp kışkırtılması gerekiyordu, çünkü öykülere geçen leviathan’lardan, deniz kızlarından, ejderha krallardan ve derinliklerin diğer canavarlarından korkuyorlardı.”

Mutluluğu, huzuru ve hayatın anlamını bulduğumuz bahçelere açılan kapılarının başına bir eşik muhafızı yerleştirdiğimiz yaşamlarımızdan uyanma zamanı geldi. Feng Shui için ziyaret ettiğim evler ve bürolarda sadece eşyaları görmeye veya mekanın soğuk ölçüler ile şekillenmiş geometrik yapısında ne hinlikler olduğunu öğrenmeye gitmiyorum. Orada görmem gerekil olan şey, hangi dehlizin kapısında bir muhafız oturduğu.

Her ziyaretimde, her yolcuda yeni bir blokaj ile karşılaşıyorum. Her biri apayrı ve büyüleyici bir deneyim. İnsan büyüleyici. Bu büyüye kapılıp onun gizemlerini peşine düşen ve eşik bekçileri için bizi uyaran Campell’ı bu yazıda hatırlamamak haksızlık olurdu.

Kilitli olan ve ardındaki gerçeği görmeye çalıştığınız kapılarınızı nereye yerleştiriyorsunuz, budur Feng Shui’nin görmesi gerekli olun. Eğer bir kapı olduğunu göremiyorsanız, çözümü bulamazsınız.

Blokajınız olan konuları ve bu yoldaki çabalarınızı çeşitli yerlere yerleştirdiğiniz Feng Shui objeleri adı altında satılan atlar, kaplumbağalar veya mandarin ördekleri ile yapamazsınız. Onlar bekçileri kandıramazlar. Ancak tüm bunlar bir aşılması gerekli eşiğin ve onunda sizin tarafınızdan oraya yerleştirilmiş bir bekçisi olduğu gerçeğini size hatırlatır. Bu hatırlatma Carl Gustav Jung’un kullandığı çağrışım metotları ile birebir örtüşür.

Engramlarınızı çözmek ve ötesine geçmek istiyorsanız, eşik bekçilerinin yanına gitmelisiniz. Bazen muhafızları kendi bilinç dehlizlerimizden, lambanın cini gibi bulup çıkartmak gerekse de bu gerekli. Bekçi ile buluşmak nerede bloke olduğunuzu size gösterecek.

Kendini Feng Shui uzmanı adı altında tanıtan ya da birkaç kitap okuma ile hangi köşeye hangi obje yerleştirilecekmiş diye anlatan kişilerin verilerine kulak asmayın. Dehlizlerinizdeki takılı yolları, evinizin çeşitli yerlerine çeşitli renk ve şekillerde objeler koyarak aşamazsınız. Ancak onların neden oraya konulması gerektiği ile ilgili arketiplerin peşine düşerseniz bunu aşabileceksiniz.

Yeni bir iş, yeni bir ev arkadaşı, yeni bir aşk, yeni bir araba, hastalıklardan kurtulma, tartışmalardan uzak durabilmek, bol seyahat etmek arzunuz için tatmin kaynakları bulmak…. Daha yüzlerce binlerce istek yazabiliriz. Feng Shui bir farkındalık çalışmasıdır. Bu isteklerinizi gerçekleştirecek olan şey, ev olarak ve iş olarak kabul ettiğiniz mabetlerinizi neden ve hangi şartlarda kurduğunuz ile yüzleşme serüvenidir. Kendinize doğru yola çıkabiliyor musunuz? Korkularınızın, blokajlarınızın kapısında tüm heybeti ile duran eşik bekçilerine karşı çıkabiliyor musunuz ? Bu kapıların önüne istediğiniz kadar at ve kaplumbağa heykelleri ile kristallerinizi yerleştirin bir şey değişmeyecek.

Olumsuz bir şeyler mi söyledim ?

Size daha iyi ve olumlu bir şey öneriyorum. Arzularınızın peşinden gitmenin ve onları gerçek kılmanın yolları başka bir şeyden geçiyor. Onu bulalım birlikte… Önemli olan yola çıkmaktır, başlamaktır. Değiştirmek istediğiniz ve hayalini kurduğunuz şeyler var ise, sizin onları daha keyifli beklemenin yolları için renkleri ve dekorasyon inceliklerini de kullanacağız. Yeter ki siz hazır olun. O zaman maviler ve kırmızıların gücü sizin için başka türlü olacak.

Bir tuvalin kenarlarına resim yapan bir arkadaşım var. Bu çılgın kadının bir bildiği var. Özel bir şeyler yapıyor, resimlerine her baktığımda başka bir şey canlanıyor hayatımda. O ince çizgide gördüklerim kocaman bir tuvalden daha çok şey anlatıyor. Önemli olan hayata bakış açısındaki farklılık. Deli mi ? Bilemiyorum. Önemli olan onu bir rol ile damgalamak değil. O kendince bir yolda. Onun seçimi bu… Dikkat !!!! Bu onun SEÇİMİ….

Seçimin gücünü kullanıyor.

Bekçilerinin beklediği eşiklerinin kapısının her birinde kendi oturuyor. Hayatını şekillendirme gücünü kullanıyor….

Şimdi siz de bu yazıyı okuyunca yerinizden kalkıp dolaşın evinizde. Nelerin hayatınızı bloke ettiğine bir kez daha bakın, bin kez daha bakın. Bıkmadan didikleyin kendinizi. O zaman içinizden bir ses, hangi renge, hangi müziğe, hangi dosta, hangi eşe, hangi arabaya, ne kadar paraya ihtiyacınız olduğunu fısıldayacak… Sonra iyice içinize dönüp hesaplaştığınızda eşik bekçilerini göreceksiniz. Her biri keyiflice hayallerinizin olduğu bahçeye geçişin tam önünde oturuyorlar.

Deneyin bakalım…. Sonra konuşalım…

 

Funda :))

 

Geridönüş(0)
Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
Son Güncelleme ( Perşembe, 01 Nisan 2010 22:19 )
 
Fare ------- Yaban Öküzü ------- Kaplan ------- Ejderha ------- Tavşan/Kedi ------- Yılan ------- At ------- Koyun ------- Maymun ------- Horoz ------- Köpek ------- Domuz

Feng Shui Bilgeliği

Suyun gözler önünde ve bulunması kolay olduğunu -tıpkı yağmur, akarsular, göller ve dalga köpüğünde olduğu gibi- düşünürüz, ama su, gizemli bir elementtir; çok büyük bir miktaürı saklıdır. Pınarlar, yeraltında birikmiş sulardan doğarlar. Dünyanın yeraltı su stokları muazzamdır. Uzmanlar, ayaklarımızın altında sekiz milyon kilometreküp suyun çalkalandığını tahmin etmektedirler. Bu rakam, dünyadaki bütün tatlı su gölleri ile akarsuların toplamından altmış kat fazladır... ( Rebecca Rupp / Dört Element )