Funda Ceyhan

Beni de unutmayın.:)

...................................................................

Kapat

İlk bağımsız Çay Evi, en büyük çay ustası aslen Rikyu adıyla bilinen Sen no Soeki'nin eseridir.Rikyu, 16. yüzyılda Taiko Hideyoşi'nin himayesinde çay törenin gidişatını düzenleyerek sanatı en mükemmel düzeyine kavuşturdu. Çay odasının orantıları ise çok daha önce, 15. yüzyılın ünlü çay ustası Joo tarafından düzenlenmiştir. Başlangıçta Çay Odası sıradan bir salonda paravanlarla ayrılmış bir bölümden ibaretti. Bu yere, bugün hala evin içinde yer alan çay odaları için kullanılan "kakoi" adı verilmişti. Suki-ya ( Çay evi) 5 kişi için tasarlanmış çay odası, servis için gerekli malzemenin yıkanıp hazırlandığı küçük bir oda ( mitsuya), konukların çağrılana kadar bekledikleri bir revam (maşiai) ve revakı çay odasına bağlayan bir patika (roji) dan oluşur. Çay evi öyle mütevazı bir yapıdadır ki, en küçük Japon evlerinden bile daha küçüktür. Tüm bunların, sanatsal, derin bir meditasyonun meyvesi olduğu unutulmamalıdır. ( Okakura Kakuzo/Çay Kitabı)

Top Panel

HOŞ GELDİNİZ ..

 

     Bir kaç satır yazdım sizin için. Feng Shui bahane...

             Hayatınıza dokunmak, kalbinizi ısıtmak, gün ışığında veya bir gece yarısı aranıza sızmak için.

             Biraz şiir, biraz düz yazı, biraz Feng Shui,

              Gönlünüz hangisini tadmak isterse hepsi sizin için..


5 Ekim / Akıl Şeytanı mı, Duygu Şeytanı mı ? PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Administrator tarafından yazıldı   
Pazartesi, 05 Ekim 2009 21:03


Duygu ŞeytanıAşağıdaki yazıyı, Feng Shui için ziyaret ettiğim ailelerin ve bireylerin hayatlarını şekillendirme ve kontrol etme güçlerini ne kadar çok ertelemekte olduklarını görmem üzerine yazdım. İçlerinde hep keşkeler ile dolu başka hayatlara öykünen hikâyeler dinledim. Çok fazla geç kalmışlık ve vazgeçmişlikler gördüm. Ne onların, ne de evini henüz ziyaret etmediklerimin buralarda olmasını arzu etmem. Her zaman ileri adım atacak güç, biz de mevcut. Vazgeçmek ve herşey şimdi, hemen, burada veya çoktan bitmiş ve birdaha geri gelmeyecek gibi davranmak zamana değer biçmektir. Oysa, başarı şimdiden bizim, çünkü onu istiyoruz. İstediğinizi fark edin. Kendinize hatırlatın. Yüksek sesle söyleyin. Değişime kendinizden başlayın. Başkalarından yardım gelmesini beklemeyin. Geleceği şekillendirme gücünün sizin elinizde olduğunu hatırlayınca tüm gücünüz ile hayatınızı değiştirmeye koşacaksınız ve geciktiğini düşündüğünüz şeyler de o sırada size geliyor olacak....

Kim diyebilir ki, "İçimde şeytani hiçbir şey yer almıyor" diye.. Siz bilseniz de bilmeseniz de o; tanımlanması gerektiğinde, onu tanımlamayan cümlelere bulaşan bir etiket olarak yer alıverir baş köşede. İnsanın doğasında var bu. Bu Şeytani güç, benim açımdan akıl ve duygu ile değiştirme gücümüzün bulunmayacağı kadar kendini saklamış bazı değerleri ifade eder. Sinsi ve şımarık bir şekilde, en olmadık zamanlarda bir yerlerden kendini gösterecek bir fırsat arar. Onunla kapışmaya çalışırsanız, tüm vaktinizi çalmaya çalışır. Bütün işi sizi yolundan çevirmektir. Daha önceki yazımda ifade ettiğim, kapı bekçileri gibi çeşitli görevleri de üzerine alabilirler. Birden fazla sayıda kendilerini gösterebilirler. Niye mi bahsediyorum bunlardan?

Çin Astrolojisi’nin önemsenmesi gerekli olan çok önemli bir bakış açısı vardır. Burçlara ismini veren hayvanlar, esasen insanın çalışarak kendi üzerinde duygusal ve akılsal olarak değişimler ile giydirip geliştireceği tüm değerlere rağmen, çıplak gezen gerçekleri bizlere fısıldarlar. Bu gerçekler, insanın kendinde ret edemeyeceği gizli içgüdüsel yaklaşımları ifade eder. Esasen insanın yaşam yolculuğundaki savunma ve güvenlik mekanizmalarının da alt yapısını oluşturur. Yaşam boyu burcumuz ile bize verilen sınavlar arasında koşuşturup dururuz. Ve burca adını veren hayvanın doğal içgüdülerine benzer ilginç yöntemler ve yaklaşımlar sergileriz. Bunları keşfetmek gerçekten insanda büyük açılımlar yaratır. Bu açılımlar sırasında kendinizdeki şeytani gücü fark edersiniz. İnsanın yok etme ve yapılandırma gücünü 12 değişik açıdan görme şansını bize veren burçlar hakkında bilgi sahibi olmak, varlığını tahmin etmediğiniz, varlığını bilmediğiniz pek çok özelliğiniz ile yüzleşmenizi sağlar. Halkanın etrafına dizili, 360 derecelik dairenin bir bölümünü tutan her burç, karşıdan kendi gerçeğinize bakmanızı sağlar.

Şimdi gelelim, bunların neden önemli olduğuna…

Çünkü, yaşamınızı sürdürürken seçimlerimiz çıkar karşımıza. Bazen yol ağızlarına geliriz ve bir şeyler seçmek zorunda kalırız. Böyle zamanlarda yol ayrımında hangi yöne gitmeniz gerektiğine karar verenin, ego fırtınaları mı olduğunu, yoksa bilinçli ve sizi mutlulukla geleceğe taşıyacak tarafınız mı olduğunu bilmek yolda ilerlemeyi kolaylaştırır. Böyle durumlarda gizemli gerçeği bize fısıldayacak bir şey, bir insan, bir idol, bir yöntem ararız. Hata yapamaz mıyız ? Gittiğimiz yoldan dönemez miyiz ? Yaptıklarımızı düzeltemez miyiz ? Bazen evet , bazen hayır. Feng Shui için evlerine gittiğim kişilerin yaşamakta oldukları hayatın neresinde durduklarını hayatları boyunca hiç sormamış olduklarını görüyorum. Nereye gitmekte olduklarını bir şeylerden sadece rahatsız olduklarını fark ettikten sonra merak ettiklerini ve kendilerini iyileştirmek için ancak çırpındıklarını görüyorum. Hiçbir şey için geç değil , ama…..!

Akıl ŞeytanıDuygular aklın yolundan gelmezler. Onların yolları farklıdır. Başına buyruk, söz dinlemez ve mantık dışıdırlar. Çoğunlukla kabul görmeyen şeyleri isterler. Arsız ve sınırsızdırlar. Herkes tarafından kabul görmek gibi dertleri yoktur. Zincirleri yoktur, her yere uzanırlar ve sosyal onaylanma endişesi olmayan bir tabiatla her zaman görev başındadırlar. Bulundukları yerden çıkıp, ortalığı karıştırmak için her zaman hazır beklerler. Ben, insanın karar mekanizmalarını karıştıran bu etkinliğe “Duygu Şeytanı” diyorum. Akıl ise, duyguların insanı coşturan ve seçimin üzerindeki yaptırımcılığını bir “Hadi” ile başarmasının çok uzağındadır. Eziyetçidir, genellikle doğruları söyler, yolun hayırlı ve doğru olanına gidecek duraklarda baş köşede oturur, sabır gerektiren kararların onun için sakıncası yoktur, akli bir farkındalık için ne gerekirse ona katlanılacaktır, beklenecektir, sabır edilecek ve bolca çalışılacaktır. Duygu Şeytanı ile verilen kararların aksine, hiç de sevimli olmayan, çoğu zaman lezzetsiz ve keyifsiz bir süreci işaret etmekten hiç çekinmez. Ne gerek vardır aklın seçimlerine, duyguların ışığını ve yolunu tercih edenler için o Akıl Şeytanıdır. Şeytani akıl iş başındadır. Genellikle yargıladığımız o olur. O yüzden bu tanımlama halk arasında da daha sık kullanılır. Şeytani olan akıldır. Ama duyguların şeytanlığından ve “Hadi yapalım, ne olacak, hadi hadi” diyen arsız tabiatından bahsedilmez.

Sonuç ; sonradan pişman olunacak yaşam biçimleri…..

Sonuç ; keşke diye başlayan cümleler…

Sonuç, fırsatım olsaydı diye hayıflanmalar…

Sonuç ; bugünkü aklım olsaydı diye yakınmalar….

Hayatımız hafife alınamayacak kadar tekrar elde edilemez güzellikler ile dolu. Yitip gittiklerinde, var olsalardı hiç bir şey ile değiştirilemeyecek büyük değerlere sahip. Kendi dışında birini arayanlarınız bu yazıyı okuyorsanız, bir daha bakın hayatınıza. Siz varsınız. Daha iyisi olamaz. Bunu, kendinize ben değerinizi vermezseniz göremeyeceksiniz.

Mutluluğu kendiniz için seçemiyorsanız, başkaları için de seçemezsiniz. Ama tüm bir yaşam boyu böyle yaptığınızı ZANNEDEBİLİRSİNİZ.

Her zaman mutsuz tarafı görmeye çalışıyorsanız, benzer benzeri çeker yasası çalışacak ve çok geçmeden adeta tüm yaşam sizi doğrular gibi koşa koşa her çeşidinden mutsuzlukları getirecektir. Eeeee sonuçta siz istemediniz mi… Öyle demiyor muydunuz. Bardağın bir yarısı boştu. İşte haklı çıktınız.

Mutluluğu bir hedef olarak görüyorsanız, yine yolda kayboldunuz demektir. Çünkü hayatın amacı, onun içindeki anlamı bulmaktır. Amacınız mutluluk ise yolda karşılaşacağınız acılara katlanamayabilir veya içindeki işaretleri göremeyebilirsiniz. Amacınıza giden yolun sadece bir şekilde olduğunu düşünüyorsanız bu da sizi sonuca götürmeyecektir. Sizi bekleyen bir ödül olduğu sanrısı, eğitim sistemimiz içinde yer alan acıklı bir süreçtir. Ağlayınca çikolata ile susturulmuş bir çocuğun, tüm yaşamı boyunca sıkıldıkça önceden çikolatalar ile doldurulmuş bir buzdolabına koşmasına şaşırmayalım o zaman. Nasıl şekillendirildik, yola öyle devam ediyoruz.

Akıl ŞeytanıAdalet mi arıyorsunuz, kime ne kadar adil oldunuz ki? Tüm yaşama bir adalet mi getirmek istiyorsunuz, karşınıza insanların biri geliyor, biri gidiyor, tanışıyor, paylaşıyor ve hayatlarından geçip gidiyor musunuz? Onlar için ne yaptınız? Onlardan bir şey beklediğiniz için mi verdiniz, yoksa zaten dünyaya akan sevgileriniz yüreğinizden taşmıştı, bir nebze de onlar mı aldılar… Ne mutlu size… Böyle yüce gönüllü insanlar, her birinize hayranım. Belki de duygu şeytanlarınızın fısıltılarını duydunuz ve biraz mutlu olsam ne olur, sonrası önemli değil mi dediniz. Sadece kendi mutluluğunuz için onları çok değerli oldukları o yerden alıp ezip geçtiniz. Kendilerine geldiklerinde dünyanın adil olmadığı gerçeğine inanmak için yeniden bir sebep buldular ve sonra hayata adalet getirmek istediniz…

Kızmayın bana, dertleşiyorum işte…Hepiniz bu değilsiniz…Onlar kendilerini bilirler..

İster Duygu Şeytanları görev başında tam güçleri ile sizi yoldan çıkarmaya çalışsın, ister Akıl Şeytanlarınız size haklılıklarını ispat ederken acıtsınlar, yolunuzu biliyorsanız ve inandığınız bir davanız var ise ummuyorsanız da sizi harika hediyeler bekliyor olacak. Üstelik yolun sonuna gitmeden bu hediyeleri almış olacaksınız. Davanız kendiniz olabilirsiniz, davanız çocuklarınız, davanız eşiniz, davanız bir milletin davası olabilir, siz durduğunuz yeri biliyor ve seçiminizi gerçekleştirirken duygu ve aklın oyunlarına karşı çıkacak bir varlık olabilmeyi başarıyorsanız, yolunuza adını bilmediğiniz hangi Şeytani güçler çıkarsa çıksın siz kazanan olacaksınız. Ve siz kendinize kendinizi hediye ederseniz, yanınızda evrenin tüm güçleri yer alacaktır. O zaman o çok korktuğumuz gelecek ne getirecek sorusu, içinde yürüdüğünüz sürekli bir şimdiye dönüşecektir.

Eviniz, iş yeriniz veya fabrikanız, restoranınız, okulunuz, yuvanız, şirketiniz…. Her neyiniz var ise, hepsi için geleceklerini hazırlayan iş başındaki güçler sizlerin seçimlerinizi bekliyor. Neyi seçerseniz ve onu neden dolayı seçerseniz o olacaksınız. Seçimin gücünü yüklenin ve geleceğinizi yaratmanın keyfini çıkarın. Şeytanlara takılmayın. Onlar görevlerini yapacaklar. Bizim seçtiğimiz mutluluk ile o mutluluğun yanına çağrılmak için bekleyenlere ulaşmak üzere görevlerimiz var.

Sevgilerimle,

Funda....

 

 

 

Geridönüş(0)
Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
Son Güncelleme ( Çarşamba, 14 Ekim 2009 01:45 )
 
Fare ------- Yaban Öküzü ------- Kaplan ------- Ejderha ------- Tavşan/Kedi ------- Yılan ------- At ------- Koyun ------- Maymun ------- Horoz ------- Köpek ------- Domuz

Feng Shui Bilgeliği

Bir mağarada tüm dış sesler kaya ve toprak tarafından tutulur, diğer yandan bu durum insanın kendi kalp atışlarının ve nefesinin sesini duyabilmesini sağlar. Aynı şekilde, dalınç halindeki dinginlik bizi gündelik kargaşadan uzaklaştırarak yaşamlarımızdaki ince sesleri duyabilmemizi sağlar. Kişi, ancak kulağıyla değil ruhuyla duyduğunda ince sesleri algılayabilir. O sesin içine girerek en büyük arılığa ulaşırız. (365 Günün Taosu)