Funda Ceyhan

Beni de unutmayın.:)

...................................................................

Kapat

İlk bağımsız Çay Evi, en büyük çay ustası aslen Rikyu adıyla bilinen Sen no Soeki'nin eseridir.Rikyu, 16. yüzyılda Taiko Hideyoşi'nin himayesinde çay törenin gidişatını düzenleyerek sanatı en mükemmel düzeyine kavuşturdu. Çay odasının orantıları ise çok daha önce, 15. yüzyılın ünlü çay ustası Joo tarafından düzenlenmiştir. Başlangıçta Çay Odası sıradan bir salonda paravanlarla ayrılmış bir bölümden ibaretti. Bu yere, bugün hala evin içinde yer alan çay odaları için kullanılan "kakoi" adı verilmişti. Suki-ya ( Çay evi) 5 kişi için tasarlanmış çay odası, servis için gerekli malzemenin yıkanıp hazırlandığı küçük bir oda ( mitsuya), konukların çağrılana kadar bekledikleri bir revam (maşiai) ve revakı çay odasına bağlayan bir patika (roji) dan oluşur. Çay evi öyle mütevazı bir yapıdadır ki, en küçük Japon evlerinden bile daha küçüktür. Tüm bunların, sanatsal, derin bir meditasyonun meyvesi olduğu unutulmamalıdır. ( Okakura Kakuzo/Çay Kitabı)

Top Panel

HOŞ GELDİNİZ ..

 

     Bir kaç satır yazdım sizin için. Feng Shui bahane...

             Hayatınıza dokunmak, kalbinizi ısıtmak, gün ışığında veya bir gece yarısı aranıza sızmak için.

             Biraz şiir, biraz düz yazı, biraz Feng Shui,

              Gönlünüz hangisini tadmak isterse hepsi sizin için..


Dağınıklık PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı   
Çarşamba, 11 Ekim 2006 17:14

Feng Shui ‘ de yaşadığımız mekanları, dönüştürmek ve düzenlemek için yaptığımız çalışmaların en başında, enerjisel tanımlamalardan sonra dağınıklığımızın tespiti ve ortadan kaldırılması gelir. Hijyenik bir ortamda yaşamanın doğal ve güzel sonuçlarını bir kenara bırakırsak, tüm bu düzenli yaşam çabalarının enerjisel de bir kazancı var tabii ki...

Sıranın sonlarına hep zor olan şeyleri bırakmayı tercih edenler ya da vaktin darlığından dolayı yalnızca, mekanını dağıtmaya vakti olanlar için , söylenecek ilk ve en önemli şey; tırnak yada saçlarınız gibi bedeninizin uzantısı olan yaşadığınız mekanların siz sevmenizde toparlanmaya ihtiyacı olduğudur. İkincisi ise, bu soruna öncelik tanınması gerekliliğidir.

Yaşamınızı sürdürdüğünüz mekanlar, adeta masallarda anlatıldığı gibi yaşayan ve enerji taşıyan varlıklar gibidirler. Onlara nasıl davranırsanız, size öyle geri döneceklerdir. Bazı insanlar, ev hanımı yada iş adamları, günün bütün yorgunluklarını evlerinin içindeki geçirecekleri ufak zaman dilimleri ile giderirler.

Ah bir eve gitsem diye düşünen pek çok kişi ile karşılaşmışsınızdır. EğerDağınıklıkmutlu oldukları evlerini istemedikleri bir renge boyatır ya da her gün bıraktıkları yerinden kitaplarını alırsanız acaba sizin için neler düşünecekler.

Detayların hayatımızdaki kapladığı yer, kendi boylarından daha büyüktür.Çoğu kişinin farkında olmadan hiç istemedikleri mekan renk ve eşyaları ile yaşamak zorunda olduğunu, ancak yalnızca sıkıntılarının farkında olduklarını, ancak kaynaklarının farkında olmadıklarını da söyleyebilirim.

Yırtılmış da olsa çok sevdiğiniz terliklerinize garip bir bağınız hiç olmadı mı ?, Atmakta zorlandığınız, artık sökülmüş bir kazağınızın hepsinden daha iyi ısıttığını hiç zannetmediniz mi ?

En kaliteli ve en ergonomik yataklarda yatsanız da, hiç annenizin attırdığı pamuklar ile dolu eski yatağınızda hayatınızın en güzel uykularını uyumadınız mı ?

Ben mi ? Benim başka hikayelerim var. Ama sonra...

 

İçmimar ve Feng Shui uzmanı Funda Ceyhan
Geridönüş(0)
Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
Son Güncelleme ( Salı, 09 Aralık 2008 16:26 )
 
Fare ------- Yaban Öküzü ------- Kaplan ------- Ejderha ------- Tavşan/Kedi ------- Yılan ------- At ------- Koyun ------- Maymun ------- Horoz ------- Köpek ------- Domuz

Feng Shui Bilgeliği

Bir mağarada tüm dış sesler kaya ve toprak tarafından tutulur, diğer yandan bu durum insanın kendi kalp atışlarının ve nefesinin sesini duyabilmesini sağlar. Aynı şekilde, dalınç halindeki dinginlik bizi gündelik kargaşadan uzaklaştırarak yaşamlarımızdaki ince sesleri duyabilmemizi sağlar. Kişi, ancak kulağıyla değil ruhuyla duyduğunda ince sesleri algılayabilir. O sesin içine girerek en büyük arılığa ulaşırız. (365 Günün Taosu)