Funda Ceyhan

Beni de unutmayın.:)

...................................................................

Kapat

İlk bağımsız Çay Evi, en büyük çay ustası aslen Rikyu adıyla bilinen Sen no Soeki'nin eseridir.Rikyu, 16. yüzyılda Taiko Hideyoşi'nin himayesinde çay törenin gidişatını düzenleyerek sanatı en mükemmel düzeyine kavuşturdu. Çay odasının orantıları ise çok daha önce, 15. yüzyılın ünlü çay ustası Joo tarafından düzenlenmiştir. Başlangıçta Çay Odası sıradan bir salonda paravanlarla ayrılmış bir bölümden ibaretti. Bu yere, bugün hala evin içinde yer alan çay odaları için kullanılan "kakoi" adı verilmişti. Suki-ya ( Çay evi) 5 kişi için tasarlanmış çay odası, servis için gerekli malzemenin yıkanıp hazırlandığı küçük bir oda ( mitsuya), konukların çağrılana kadar bekledikleri bir revam (maşiai) ve revakı çay odasına bağlayan bir patika (roji) dan oluşur. Çay evi öyle mütevazı bir yapıdadır ki, en küçük Japon evlerinden bile daha küçüktür. Tüm bunların, sanatsal, derin bir meditasyonun meyvesi olduğu unutulmamalıdır. ( Okakura Kakuzo/Çay Kitabı)

Top Panel

HOŞ GELDİNİZ ..

 

     Bir kaç satır yazdım sizin için. Feng Shui bahane...

             Hayatınıza dokunmak, kalbinizi ısıtmak, gün ışığında veya bir gece yarısı aranıza sızmak için.

             Biraz şiir, biraz düz yazı, biraz Feng Shui,

              Gönlünüz hangisini tadmak isterse hepsi sizin için..


Mecazi Hayatlar PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Administrator tarafından yazıldı   
Pazartesi, 10 Kasım 2008 18:50

Mecazi hayatlarSözcüklerin , zaman zaman kolayca yan yana dizildiği, bir tarifin parçası olmasa da orada olma özgürlüğüne sahip sözcükler olduğu günler vardır. Öylece konuşursunuz, ya da duyuverirsiniz... Anlam taşıma telaşında olmadan , kaygısızca diziliverirler ve dökülüverirler ağızlardan. Bazı evler vardır, öylece doldurulmuş, bir çok eşyanın anlamsız sözcükler gibi yan yana dizildiği...Niye aldığınızı bile hatırlamadığınız, tozunu aldıkça daha çok sizin olmuş ve artık parçanız haline gelmiş eşyaların dedikodu yaptığı ... Oysa, söz büyüdür... Söz , büyük bir değişimin işaretidir. Söz, bazen bir başlangıç, bazen bir bitiştir. Fakat onu bir başlangıcın mimarı yapmak elimizdedir.

Sizi yaşamınızın kıymetli sözleri olan eşyalarınıza bakmaya ve tüm yaşamınızı dönüştürecek bir yenilenmeye davet ediyorum. Bir dağ satın almanızı ya da bir ülke fethetmenizi istemiyorum. Yapabileceklerinizin en kolayını, bir gece yada gündüz evinize döndüğünüzde tüm dürüstlüğünüz ile yaşamınızı değerlendirmenizi rica ediyorum. Sahip olduğunuzu düşündüğünüz yada sizin adınıza öyle olduğunuzu düşünerek yakıştırdıkları eşyalarınızı lütfen bu yazıyı okuduktan sonra inceleyin.

Sevgi, nefret, kin, bağlılık, mecburiyet, kırgınlık, aşk, mutluluk, huzur...hayatınızda pek çok duygunuza karşılık gelen pek çok eşya ile yaşıyorsunuz. Kendinize yakından bakın. Dürüstçe.Hayatınızı kendinize tarif edin. Kimsiniz bir bakın. Sizinle duvar aralarındaki bu anlamlı boşluğu paylaşan tüm eşyalar gerçekten arzu ettikleriniz mi ?. Sizi siz yaptığına inandığınız tüm kalıpları üzerinizden attığınızda da onlar oradalar mı ? Kültürünüzün, uygarlığınızın, çevrenizin size layık ya da yakın gördüğü tüm saptama ve yakıştırmalardan sıyrılın.

Patron musunuz ?...Bırakın biraz patron olmayı...

Ünlü birinin torunu musunuz ? Bırakın ünü ve hakkınızda söylenenleri ...

Yaşlı yada engelli misiniz ? Bırakın yılların tüm yorgunluk ve zorluklarına karşı yıpranmış bastonlarını kapının dışında....

Önemli kararlar alıyor ve titrinizi korumak için çok çalışıyorsunuz, ama az sonra yatağa herkes kadar yorgun gireceksiniz. Bırakın tüm yakıştırmaları ve dürüstçe kendinize sorun ...Bu ev, bu boş duvarlar aralığındaki tüm benim için olanlar, tüm satın aldıklarım, tüm sonradan edindiklerim ve tüm bu şekilde olmakta ısrar edenler, hepiniz ne kadar benimsiniz?

Hayatımız duraklar olmadan , bir sahip olmak yarışıdır gidiyor. Dolaplar içleri bizlere belki de asla lazım olmayacak endişelerin ürünleri ile dolu...Ya lazım olurlarsa !. Kredi kartlarımız onları satın aldığımız endişeler üzerinden aylar geçmesine rağmen hala onların bedelleri ile dolu. Yarın ya da öbür gün, daha önceki günlerin endişelerine yenilerini ekleyip, biraz daha alacaksınız. Biraz durmak istemez misiniz ? 4 duvarı bir araya getiren en önemli sebeplerden biri olan korunma iç güdüsü ortaya çıkalı gerçekten çok uzun bir zaman oldu ve duvarları modalara feda edeli, kalbimize aykırı yaşamlar kurmaya başlayalı çok zaman oldu. Belki de asla hoşlanmadığınız bir rengin tatsız titreşimleri ile yaşıyorsunuz. Maddi kaynaklarınız yettiği kadarını aldınız, tam istediğiniz gibi olmadı ya da az kaldı. Eviniz tarafından sahipleniliyor musunuz. Yanlış renkler, istemediğiniz pahalı eşyalar, hediye edilmiş depolarda bekleyen objeler, giyilmemiş giysiler, gözünüzü alan aydınlatmalar, keyifsiz çay fincanları hayatınızdalar mı hala ?.

Her gün bir başka kabilenin reisi ile savaşmak zorunda kalmadan evinize dönüyorsunuz. Ama her gün pek çok kabile reisi ile savaşmak için evden çıkıyorsunuz. Eviniz dışarıdaki dünya ile kalkan olabiliyor mu aranızda. Günün geceye kavuştuğu saatlerde sizde sessizliğin keyfini çıkarabilecek kadar evinizin kucağına kendinizi atabiliyor musunuz. Ve sizi kucaklayabiliyor mu ? Evinizin size karşı olan nezaketini sorgulayın. O zaman hayatın size ne kadar nazik olduğunuzu göreceksiniz.

Verdiğiniz kadar alabileceğiniz gerçeği ile karşılaşacaksınız. Mutfağınızın dağınıklığı, asla düzelemeyen sifonların tamirsiz geçen gürültülü geceleri, cızırtılı ve iletişimleri kesen telefon hatlarınız olmasa da hayatınızda, yakından baktığınızda sizin için çok önemli olduğunu düşündüğünüz pek çok objeyi yalnızlığa ve ilgisizliğe terk etmiş olabilirsiniz. Onları gördüğünüzde hayatın sizi terk ettiği sahneleri de görebileceksiniz. Yaşamınızın hangi alanında bir eksiklik, ve verimsizlik görüyorsanız ve hangi alanında bir türlü olmasını istediğiniz zirveye ulaşamadığınızı düşünüyorsanız, bunu ifade eden tüm eşya ve odalarınıza bakın evlerinizde.Sahip olduklarınızın neden hala sizin ile birlikte olduklarını sorgulayın. Belki de çoktan kalbiniz onları terk etti ama onları hayatınızdan atmadınız.

Evinizdeki gücü ele geçirmek için sarfettiğiniz tüm çabalar, yaşamdaki gücünüzü de arttıracaktır. Hala annenizin yada babaannenizin endişeleri ile mi dolu tavsiyeleriniz. Dürüst olun kendinize, hayatınızın hakimi misiniz ?..Bu soruya en az hata ile yanıt verenler , evlerinin mecazi eşyalarının gerçek anlamlarına sahip olacaklar. Ve kalan hayatlarının. Yarını, ilk gün ve tertemiz bir gün ve hiç birşey olmamış gibi bir gün olarak yaşamayı başarmanın mümkün olduğuna inanmalı ve hem şimdi ' yi dönüştürmelisiniz. Tüm düşünce kalıplarınız, çoktan artık anlam veremediğiniz pek çok eşyaya dönüştü bile ve çoktan kredi kartlarınızı doldurdu.

Siz bunları düşünürken hala onları ödüyorsunuz. Beklentilerinizin arasında dolaşıyorsunuz, terliklerinizle. Belki az önce ayağınızı bir tanesine çarptınız. Belki yarın içlerinden birini giyip işe gideceksiniz. Yaşamın amacını hatırlatmalısınız kendinize. Yalnızca size ait olan amacı. Tüm söylenenlerin, yapılması gerekliliklerin arasında size ayrılmış ve hep kalacak olan yere sahip olarak kendinize dönmelisiniz. Şimdi bu yazıyı okurken üzerinizdeki giysinize bir bakın. Kışın henüz bizi yeterince giydiremediği çıplak teninize ve daha derininize inin. Kalbinizin giysilerini soyun. Ve ona tüm çıplaklığı ile sorun hayatınızın ne kadarına sahipsiniz. Ve evinize dönüp açın gözlerinizi , bu eşyalar sizin mi, yoksa onlar mı sizin sahibiniz ? Her eşyanın yanına gidip tek tek seslenin. Kalbinizin servetini arttırmayı başarabilmişler mi ? Mecazi anlamı ne imiş eşyalarınızın, bir de onlara sorun. Böylece onların simgesi olduğu her şeyin ne kadar parçası olduğunuzu göreceksiniz.

Dışarı attığınız her adımın, gizli bir ip ile nasıl da her birine bağlı olduğunu.Yarattığınız ve parçanız olmasını arzuladığınız her şeyin nasıl da ta kendisi olduğunuzu...! Açlık ile tokluk arasındaki farkı ancak aç iken anlayabilirsiniz. Tok iken her zaman acıkacak keyfi bir mesafeniz bulunur. Ancak açlık , giderilmedikçe giderek insanı çileden çıkaran ve güçten düşüren bir düşman haline gelir. Evlerimizdeki mutluluğumuz, Feng Shui ' den sonra yaratacağımız değişim , onu yaratmadan fark edilmeyecek, giderilmesi gerekli bir huzur ve mutluluk açlığıdır. Evinizdeki gurultuyu hafife almayın.

Sevgi ve Saygı ile İçmimar ve Feng Shui danışmanı Funda Ceyhan
Geridönüş(0)
Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
Son Güncelleme ( Cuma, 21 Kasım 2008 15:22 )
 
Fare ------- Yaban Öküzü ------- Kaplan ------- Ejderha ------- Tavşan/Kedi ------- Yılan ------- At ------- Koyun ------- Maymun ------- Horoz ------- Köpek ------- Domuz

Feng Shui Bilgeliği

Suyun gözler önünde ve bulunması kolay olduğunu -tıpkı yağmur, akarsular, göller ve dalga köpüğünde olduğu gibi- düşünürüz, ama su, gizemli bir elementtir; çok büyük bir miktaürı saklıdır. Pınarlar, yeraltında birikmiş sulardan doğarlar. Dünyanın yeraltı su stokları muazzamdır. Uzmanlar, ayaklarımızın altında sekiz milyon kilometreküp suyun çalkalandığını tahmin etmektedirler. Bu rakam, dünyadaki bütün tatlı su gölleri ile akarsuların toplamından altmış kat fazladır... ( Rebecca Rupp / Dört Element )